YURT İÇİ TATİL


POPÜLER YERLER


Linkler

    Tatil Yerleri: Kıbrıs


Kıbrıs

Kıbrıs’ın ilk sakinlerinin adaya Anadolu, Suriye veya Filistin’den MÖ 7000-6500 yıllarında göç ettikleri sanılmaktadır. Doğal afetler yada düşman saldırılarından kaçarak sallarla adaya çıktıkları ileri sürülen bu insanların ülkelerinin dağları, açık havalarda adadan görülebilmektedir. Doğu Akdeniz in en önemli adası olan bu ada Kıbrıs adını, Tunç çağından başlayarak işletilen zengin bakır yataklarından almıştır. Konumu ve zeytin, tahıl üzüm gibi doğal zenginlikleri Kıbrıs`ı önemli bir ticaret merkezi haline getirmiştir. Bu özellikleri ile Kıbrıs, pek çok eski uygarlığın eline geçirmek için uğraş verdiği ve adayı eline geçiren bu uygarlıkların her birinin geride önemli kültür mirasları bıraktığı bir cazibe merkezi olmuştur. Mısırlılar, Asulular, Fenikeliler, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Lüzinyanlar, Venedikliker ve Osmanlılar adada hüküm sürmüş bu eski uygarlıkların en önemlileridir. Kıbrıs, gerek doğal güzellikleri gerekse tarihi zenginlikleri ile günümüzün de cazibe merkezlerinden biridir.

Kronolojik Takvimi

MÖ 7000 - 3000 Yeni Tas Devri
MÖ 3000 - 1450 Bronz Çagi
MÖ 1450 - 700 Eski Mısır Egemenliği
MÖ 700 - 545 Asur Egemenliği
MÖ 545 - 345 Pers Egemenliği
MÖ 345 - 290 Helen Egemenliği
MÖ 290 - 58 Ptolemik Egemenliği
MÖ 58 - MS 395 Roma Egemenliği
395 - 1190 Bizans Egemenliği
1190 - 1191 İngiliz Egemenliği
1191 - 1489 Lüzinyan Egemenliği
1489 - 1570 Venedik Egemenliği
1570 - 1878 Osmanlı Egemenliği
1878 - 1960 İngiliz Egemenliği
1960 - 1974 Kıbrıs Cumhuriyeti


1974'de Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında 1974 - 1983 yıllarında Türk Federe Devleti ile Rum Yönetiminde kalan Kıbrıs. 1983'de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Cumhuriyeti olarak ikiye bölündü.

Akdeniz'in mükemmel iklimi ve sıcak insanlarıyla ünlü Kuzey Kıbrıs, 3 kıtayı birleştiren en güzel adalardan biridir. Tertemiz sahilleri ve eşsiz doğasıyla tam bir turizm cennetidir. Efsanede anlatıldığı gibi Sezar'ın Kleopatra'ya aşkını kanıtlamak için bu adayı vermesi en güzel örnektir.

Arkeolojik kazılar M.Ö. 7000 Yılına uzanan Neolitik zamana ait yerleşim birimleri ortaya çıkarmıştır. Bulunan kalıntılardan Kıbrıs'a yerleşen ilk insanların Mezopotamya ve Anadolu'dan geldikleri tarım yapabilip hayvan evcilleştirdikleri anlaşılmaktadır. M.Ö 6000 ve daha sonra gelen guruplar çanak, çömlek, desti, bardak gibi kilden kaplar yapabilme sanatını getirmişlerdir. Bu zamana ait ortaya çıkarılan iki yerleşim biriminden biri Kuzey sahilinde Girne'nin 10 km doğusunda "VRİSİ" kalıntıları, diğeri de Limasol ve Lefkoşa arasında "KİROKİTİA" denilen kalıntılardır.

Bronz çağına ait daha büyük yerleşim birimleri ortaya çıkmıştır. Bronz araçlarının en önemli ham maddesi olan bakırın Kıbrıs adasında çok miktarda bulunması yörede bu madenin ticareti ile uğraşan ve bakır işleyen merkezlerin gelişmesine yol açmıştır. Mağusa'nın kuzey doğusunda "ENKOMİ" kalıntıları bu çağda gelişen ve çağa göre modern ve zengin bir kasabanın kalıntılarıdır. M.Ö. 2000 yılından itibaren Kıbrıs tarihi, adanın stratejik konumuna ve zengin bakır kaynaklarına sahip olabilmek için bölge güçlerinin istilalarına sahne olmuştur. Bu istilalarla gelen değişik kültürler, Kıbrıs adasını bir tarihi kalıntılar ve eserler ülkesi haline getirmiştir.

Girne :
Girne kasabasının tarihi M.Ö. 10. Yüzyıla dayanır. Ege bölgesinden gelen küçük toplulukların ilk yerleşim merkezi olan Girne, Kıbrıs’ın eski çağlardaki 10 Krallığından birinin merkezi olarak Kıbrıs’a hakim olan çeşitli medeniyetlerin izlerini taşıyan tarihi bir kenttir. Bizanslılar tarafından savunmaya müsait bir şekle getirilen Girne’nin eski liman bölgesi , Kale ve çevresini yeniden inşa eden Lüzinyanlar ve Venedikliler tarafından geliştirilmiştir. Osmanlılar döneminde önemsiz bir liman olarak kalan Girne, İngilizler tarafından bir liman ve sayfiye kasabası olarak yeniden düzenlenmiştir. Girne kasabası İngiliz İmparatorluğu döneminde Sömürgeler arasında seyahat eden asker ve ailelerinin, güzel ve romantik atmosferi nedeniyle, durak ve tatil yeri olmuştur. Bugün de ayni karakteri taşıyan Girne kasabası, dinlendirici bir tatil için Akdenizin en ideal ve ender yerlerinden biridir. Eski yapıların muhafaza edildiği at nalı şeklindeki limanını çevreleyen Restorant, Bar ve Küçük Hoteller turistlere eşsiz bir atmosfer içinde hizmet eder. Tarihi yerler bakımından da Girne Bölgesi ziyaretçilerine iyi bİr seçim vaat eder. Tarihi Liman, Girne Kalesi, Batık Gemi Müzesi, St. Hilarion Kalesi, Balabayıs Manastırı ve Folklor Müzesi görülmeğe değer tarihi yerlerden bazılarıdır.

Adanın en güzel tatil yeri olan Girne, bir söylentiye göre İ.Ö. X. Yüzyıda Peloponez’den gelen Aka’lar tarafından kurulmuştur. Kurucuları kente anavatanlarındaki bir dağın adı olan Kyrenia demişlerdir. Diğer bir söylentiye göre ise İ.Ö. IX. Yüzyıl ortalarında kıyı boyu ticaret kolonşleri kuran Fenike’liler ilk yerleşen topumdur. Roma kaynaklarında kentin adı Corineum olarak geçmektedir. Seyyah Oldenburg 1211’de Kıbrıs’ı ziyaret ettiğinde Kral I. Hugh zamanında Schernae (Kyrenia) için, ‘içerisinde sur duvarları ve burçları olan küçük yalı kasabası’ demiştir.
Bu alıntılarda şirin anlamındaki ismin bugüne kadar uğradığı değişimler sonucu Girne olduğu varsayılabilir. Akdeniz’in üçüncü büyük ülkesi olan Kıbrıs’ın kuzeyinde yer alan Girne şehrinin yüzölçümü 50 kilometre karedir. Girne’nin güneyinde bulunan Girne Sıradağları batıda Kayalar köyü yakınlarında kıyıdan başlayarak, doğuda Yedikonuk köyüne kadar uzanır. Kayalar dağı, Lapta dağı, Beşparmak dağları ve Kantara dağlarından oluşmaktadır. Aynı zamanda batıdan doğuya sahil ile adanın iç taraflarını birbirine bağlayan üç önemli geçit ise sırası ile Geçitköy Boğazı, Girne Boğazı ve Mersinlik – Tatlısu Boğazlarıdır. En yüksek nokta 1023 metrede Servili Tepe’dir. Bu dağların arasında yer-yer oluşan düzlükler Karpaz Yarımadasına kadar görülmektedir. Girne sıradağlarının kuzey etekleri Halep çamlarıyla doludur. Verimli bir toprak şeridi olan Girne’de narenciye, zeytin ve harup yetişir. Sahil şeridi firuze suları ile denizin tadını çıkarmak isteyenler için inanılmaz güzelliktedir.


Lefkoşa :
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin (GKRY) başkentidir. 84.893 Türk (2006), 206.200 Rum (2001) yaşamaktadır. Kıbrıs'ın en kalabalık kenti ve en büyük kültür, sanayi, ticaret ve ulaşım merkezidir. Lefkoşa, 35°10' kuzey, 33°21' doğuda bulunur. Şehrin en büyük özelliği, Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla dünyada iki taraflı tek başkent ve şehir olmasıdır. Şehir, Yeşil Hat diye adlandırılan sınırla ikiye bölünmüştür. Kuzeyinde Türkler, güneyinde Rumlar, ara bölgede ise Birleşmiş Milletler Barış Gücü bulunmaktadır. En önemli tarihi eserleri arasında dikilitaş/venedik sütunu, Arabahmet Cami, Selimiye Cami, Kumarcılar Hanı, Büyük Han, Derviş Paşa Konağı, Bedesten, büyük hamam, mevlevi tekke, taş eserler müzesi ve Haydarpaşa cami (st. catherine katedrali) yer almaktadır. Lefkoşa'nin konum olarak Kıbrıs adasının merkezi bir yerinde bulunması, Kıbrıs'a damgasını vuran medeniyetler için önemli bir etken olmuş, Roma medeniyeti ile başlayan “Casturm” kavramı Bizans'la “Kaleye” dönüşmüş ve kısa bir süre Templer Şovalyelerinde kalan Lefkoşa, 1192'de Lüzinyan Kırallığının adada hakimiyeti ile başkent olmuştur. 300 yıla yakın süren Lüzinyan Kırallığı döneminde Lefkoşa Ortaçağ Feudal Şehir anlayışı ile yönetilmiş ve adanın idari başkenti olarak kalmıştır.

100 yıla yakın süren Venedik dönemi ile başkent Lefkoşa'da feodal düzen aristokratik anlayışla devam etmiştir. Venedik döneminde Rönesansla gelen yeni fikirler ve yenilikler benimsenmiş ve Lefkoşa'ya uygulanmaya başlanmıştır. Rönesansla birlikte yavaş yavaş önemini kaybeden Kilise anlayışı Ortaçağ kentlerinin şehir dokusunu değiştirmiş, Kilisenin ve Kilise etrafında oluşan meydanların kentin en önemli simgesi olarak bilinmesi tarihe karışmaya başlamıştır. Lefkoşa, 9 Eylül 1570'te Osmanlılar tarafından alınmıştır. Rönesans ile ortaya atılan yeni “İdeal Şehir” kavramı Lefkoşa şehrine de uygulanmıştır. 1567-1670 yılları arasında şehri koruma amaçlı o dönemin mimarlarından “Giulio Savorgnano” tarafından yapılan surlar Doğu Akdeniz'deki “Palmanova” şehrinin surları ile benzer plandadır. Palmonavo, Venedik Cumhuriyeti sınırları içinde oluşturulan planlanmış Rönesans şehridir ve Rönesans döneminde tam olarak tasarlanan ve uygulanan “İdeal Şehir” anlayışını simgeler. Askerî mimarinin en mükemmel örneklerinden biri olan Lefkoşa Surları, 5 km uzunluğunda, birbrilerine uzaklıkları eş 11 burçtan (fig 1) ve 3 anıtsal kapıdan oluşmaktadır. Magosa Kapısı (G.Kıbrıs), Baf Kapısı (G.Kıbrıs) ve Kuzey Kıbrıs'ta bulunan Girne Kapısı surlar içinin ve dışının sirkülasyonunu halen sağlamaktadır.

Kıbrıs Barış Harekâtı ile ikiye bölünen şehri ve tarihi şehir surlarının tam yuvarlak plan biçimini algılamak biraz zordur. Lefkoşa'nın Kuzey bölümünde bulunan tarihî şehir surları iyi durumdadır ve KKTC Eski Eserler ve Müzeler Dairesi kontrolünde etap etap burçların ve sur duvarlarının restorasyonları ve bakımları yapılmaktadır.
Lefkoşa şehrinin oluşumundaki bütün bu ilişkili ve birbirini takip eden değişiklikler, surlar içinin bugünkü tarihi dokusunu oluşturmuş ve şehri bir tarihî merkez haline getirmiştir. Fakat şehrin engellenemez bir şekilde modernist akımlara ve günümüz ihtiyaçlarına ayak uydurmaya çalıştırılması birçok tarihî değeri bulunan binanın yıkımına, sokak genişletmelere yol açmış ve tarihi kent dokusunda bozulmalara neden olmuştur.

İskele :
İskele, Mağusa-Karpaz Anayolu ile Ercan-Karpaz Anayolu’nun birleştiği noktada, yeşilin maviyle bütünleştiği, Turizmin gözbebeği bir kıyı şerididir. İskele, 1974 öncesindeki ismi Trikomo olarak da biliniyor. 1974 Mutlu Barış Harekatı ile birlikte Güney’den Kuzey’e toplu göçü başlatan Larnaka Türk Halkı, bu kıyı şeridine yerleştirilmiş ve bu tarihten itibaren İskele olarak isimlendirilmiştir. 1 Haziran, 1998 tarihinden itibaren ilçe sayısı 3’ten 5’e yükseltildi ve İskele İlçe olarak ilan edildi. İskele İlçesi’nde 43 yerleşim birimi yer almaktadır. İlçe nüfusu 20, 245 İskele Kent Nüfusu ise 4000 dir. Belde halkı geçimini Turizm, memuriyet, işçilik, çiftçilik, balıkçılık ve zanaatkarlık yaparak sağlamaktadır.

Güzelyurt :
Yeşiladanın kuzeybatısında bulunan Güzelyurt narenciye bahçeleriyle dolu güzel bir yerleşim birimidir. Verimli toprakları bulunan Güzelyurt' ta portakal, greyfurt, karpuz, kavun ve çeşitli sebzeler yetiştirilmektedir. Turunçgillerin çoğu ihraç edilmekte, bir kısmı ise meyve suyu yapılarak içerde tüketilmekte ve yine meyve suyu olarak ihraç edilmektedir. Lefkoşa'nın 74 km uzağında yine adanın kuzeybatısında bulunan Lefke'de Güzelyurt gibi turunçgilleriyle tüm dünyada ünlü bir kentimizdir. Su kaynakları ve toprak sayesinde verimli bahçelerinde dünyanın en lezzetli turunçgilleri yetiştirilmektedir. Güzelyurt ve Lefke'de görülebilecek önemli turistik yerlerden bazı seçmeler şunlardır:

Soli : M.Ö. kurulan 9 Kıbrıs krallığından birisidir. Soli'nin tarihi M.Ö. 700 yıllarına ait ve Asurluların haraç aldıkları kentleri içeren bir listeye kadar izlenebilmiştir. Bu listede kentin adı Si-il-lu olarak geçmektedir. Soli'de günümüze kadar kalabilen eserlerin başında bir harabe şeklinde bulunan Soli Bazilikası ve sonrada restore edilmiş bulunan Soli Tiyatrosu'dur.

SOLİ BAZİLİKASI : Yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Kıbrıs'ta inşa edilen ilk kiliselerden olup kendine özgü yanları vardır. 200 metre uzunluğundaki bazilika üç kapılı bir giriş ve giriş mekanıyla başlıyordu. Bunu dört tarafı sütunlarla çevrili ve çeşmesi olan bir avlu izliyordu. Bundan sonra gelen gene üç kapılı bir giriş ve narteksten sonra asıl kiliseye giriliyordu. Hristiyanlık geleneğinde Soli Saint Mark'ın Saint Auxibus tarafından vaftiz edildiği yer olarak kabul edilmiştir.
Soli Tiyatrosu ise Roma'lılar döneminde bir zamanlar aynı yerde bulunanYunan tiyatrosunun yerine yapılmıştır. M.S. 2. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başından kalmadır. Seyircilere ayrılan yarım daire şeklindeki oturma sıralarının olduğu bölüm kısmen tepenin kayasına oyulmuştur. Burası ortadaki orkestra denilen kısımdan kireç taşı bloklardan yapılmış alçak bir duvarla ayrılıyordu. Aslında kapasitesi 4000 olan oturma yerleri günümüzde yarı yüksekliğine kadar restore edilmiştir. Sahne binası iki katlı olup mermerle kaplı ve heykellerle süslü idi. Günümüzde görülebilen kısım sahne binasının üzerine inşa edildiği platformdu. Tiyatronun batısındaki bir tepenin üzerinde İsis ve Afrodit'e adanmış bir tapınağın izlerine rastlanmıştır

MAMAS MANASTIRI : 18. Yüzyılda inşa edilmiş bir manastırdır. Söylentilere göre St. Mamas vergilerini ödemeyi red etmiş, bunun üzerine yöneticiler kendisini yakalamak ve cezalandırmak üzere askerlerini gönderdiler. Fakat başkente giderken Mamas bir kuzunun peşinde bir aslan görmüş, kuzuyu kollarına alarak aslanın sırtında başkente girmiş. Bunu gören Bizans yöneticisi çok etkilenmiş ve Mamas'ın vergilerini ve cezasını bağışlamış. Bundan dolayı St. Mamas vergi ödeyenlerin azizi olarak bilinmektedir.

Gazimağusa :
Gazimağusa ya da Mağusa (Rumca: ?µµ???????; Latince: Famagusta), Kıbrıs'ta bir liman kentidir. Kıbrıs'ın tek derinsu limanına sahip şehridir. Mağusa, Akdeniz'in en fazla güçlendirilmiş limanlarından bir tanesidir. Yakındoğu ve Avrupa arasında bir basamak oluşturur. Mağusa'nın asıl gelişmesi Lüzinyanlar devrine rastgelir. Yakındoğu'nun insanları şehre yerleştiklerinde, kültürleri ve refahlarıyla Mağusa sakinlerine yeni bir güç ve hız kattılar. Mağusa Akdeniz'in en önemli ticaret merkezlerinden biri olduğundan yerleşim icin doğal bir seçimdi. Mağusa'nın soylularından birinin dünyanın en zenginlerinden biri olduğu ve kızı için Fransa Kralı'nınkınden daha fazla mücevher aldığı bilinmektedir. Halk inanılmaz bir rahatlık ve lüks içinde yaşamaktdaydı. Sayısız kiliseler inşaa ederek muhtemelen tanrının gazabından korunmak istemişlerdi. Mağusa'da bulunan eserler:Othello Kalesi, St. Nicholas Katedrali, Francis Kilisesi, Namık Kemal Zindanı ve Müzesi, Kertikli Hamam, Mağusa surları, St. Barnabas Manastırı.ayrıca salemis kalıntıları ve Doğu Akdeniz Üniversitesi de burada bulunmaktadır.
Şehirde, Sanat Festivali de yapılmaktadır. Mağusa'nın altın kumsalları dünyanın en iyi bilinen kumsalları arasındadır ve önemli bir turizm merkezidir.


Kıbrıs'ta Tarihi Yerler ve Müzeler

Lefkoşa:
Büyük Han
Mevlevi Tekke Müzesi
Selimiye Camisi
Dervis Pasa Konagi
Girne Kapisi
Arasta Sokak
Venedik Stunu

Girne:
Girne Kalesi
St. Hilarion Kalesi
Bellapais Manastırı
Buffavento Kalesi

Gazimağusa:
Salamis Harabeleri
Lala Mustafa P. Cami
Othello Kulesi
St. Barnabas Manastırı
Namık Kemal Zindanı
Kertikli Hamamı
Kral Mezarları
Venedik Sarayı

İskele:
Apostolos Andreas Manastırı
Kantara Kalesi
Ayia Trias Bazilikası
Kanakaria Kilisesi
Philon Kilisesi
İskele kon Müzesi
Kral Mezarları

Güzelyurt:
Vuni Kalesi
Güzelyurt Müzesi
Soli harabeleri
St. Mamas Manastırı

:: Kıbrıs Haritası

:: Kıbrıs Hava Durumu

:: Kıbrıs Otelleri ve Konaklama Yerleri

:: Kıbrıs Resimleri